BENİM
YAŞAM ODAM Tıkışık görünen bir şeyler;
Kurdeleler,
Çikolata kutuları, egzotik renkli bitkiler,
Duvarda; denizler, çocuklar, gökdelenler,
Er meydanında yağlı güreşçiler,
Variller, kadidi çıkmış
Alaturka ince saz takımı,
Gök gürültüsünden kaçan ceylanlar,
Evrenin neresinde olduğu bilinmeyen bir ak delik,
Her türlü uyumsuzluğun içine
Gizemli bir dengeyle
Çiçekleri kucaklayan kristal bir küre, resimlerde…
Sayısı unutulmuş, dünyanın en güzel şarkıları,
Uzak Doğu’dan Kitaro ve Amerika’dan
Batının Kızılderili ilâhileri.
Rusya’dan usta ellerinden çıkmış
Ve camları kırıldıkça yenilenen, yuvarlak masa.
Kitaplar kütüphanelerde, sehpalarda istiflenmiş.
Yerde sonsuzluğu anlatan mavi Isparta halı,
Üzerinde yaşanan çilekeş ve tatlı hatıralarıyla.
Sonra bir de Ladik…
Ermeni şaheseri ahşap büfe.
Zamanı durmadan hatırlatan antika saat,
Her ezanda namaz kılan biblolarıyla…
Dans eden balerinler, resim boyaları her yerde…
Tabii bir de masallardaki sihirli ayna gibi bir
ekran.
Ve defne yaprakları arasından açık pencereme süzülüp,
Kapıdan çıkıp giden rüzgâr!
Annemin on altı yaşındaki tebessümü,
Hiç bozulmadan bıkmadan benimle;
Her ne kadar o kızı hiç tanımasam da…
Kardeşimin evinde olmadı ama benim evimde;
Gitgide şeffaflaşsa da yediğimiz son yemek…
Gençliğim, çocuklarım, anam, babam,
Dayılarım, torunlarım, gelin ve damadım,
Dostlarım, arkadaşlarım, tanışlarım
Hepsi burada, bir patırtı bir kütürtü…
Kafamı kaşıyacak vakit bırakmıyorlar ki!
Ama komşular merakta…
Aylardır sokağa çıkmadan;
Bu kadın nasıl yaşıyor
Yalnız, yapayalnız diye…
Bütün görüntüler aslında bir yanılsamadır,
Ve hayat tekerleğinde sevgi…
İnsan kör etmemeli gözlerini…
Dünyanın hangi penceresinden bakarsan bak;
Gökyüzünün rengi hep aynı nasıl olsa…
Çan sesler, bana hep sıcak yaz günlerimin
Kamelyalarından gölgeleri hatırlatır…
Ayastafonos’u ve o garip çocuk mutluluğunu.
Sadece kendi gözlerimi kullanmıştım,
Başkalarının seslerine aldırmadan kulaklarımı…
İşte büyük oyunun küçük parçası buydu…
O’nun sesi bir şarkı gibi kaldı kulaklarımda!
Şimdi özgür ve günahsız ruhlarla yaşıyorum
Ve yine karşılaşacağım günü
Bekliyorum onlarla…
Dünyanın barışı özlediği yere giderken;
Şeffaf bir iz bırakabilirim belki;
Neslimden gelenlerle yürümek için
Yeni ışıklara doğru…
24.05.1997/ Cumartesi
Çiftehavuzlar
|