TANIYAMAZLAR
Nereden bilecekler
Okyanusu ıslatabilir mi yağmur(!)
Fırtınalar nasıl açar, gökyüzünün kapılarını
Ufka yaklaşan güneşlere…
İşte o zaman;
Nasıl bir duraklama olur
Nasıl düşünceli bir hal
Sanki derinden derine
Canı acıyormuşçasına doğanın…
Akılları alır mı?
Kasırganın patlayan öfkesinde
Açığa çıkan sınırsız hayreti!
Gürleyen rüzgârların, çakan şimşeklerin
Muhteşem başkaldırışında;
Bir şeye itiraz ettiğini ve o şeyi yıktığını…
Nereden bilecekler;
İnsan yaradılışının kendini,
Karşı konmaz bir istekle
”Gel”! diye çağırdığı gibi,
Bir sesin, denizcileri nasıl çağırdığını…
Onların her çileye sabreden yüzlerine,
Mavi bir gülüştür sonsuzluk .
Sevinç şarkıları süzülür soluklarından.
Evrensel ruh, kanat olup açılır omuzlarına…
Yanlış bir medeniyet dünyasında;
Hayatı olmadığı gibi gösterenlere değil,
Köprülerinden eğilip bakanlara bile,
Deniz teslim etmez yüreğini…
Çelik bir ayna gibi
Geri verir kendilerine,
Kendi çarpık görüntülerini…
İsteseler de istemeseler de,
Yansımışızdır göz bebeklerinde…
Yorumlarımızla, bıkkınlığımızdan
Kendi aşkımızı ekip,
Kendimizi biçerek,
Uzak renklerine kavuşuyoruz geleceğin…
Gölgemiz yoktur ki,
Bizi tanıyamazlar.
1975
“Ankara Sanat” |