SORGULANAN
ÇOCUKLUK Sen hiç duydun mu
Bir annenin ağzından;
”Evladım”, “yavrum”, “çocuğum” sözlerini,
Yahut baban çağırdı mı seni böyle…
Bayram arifelerinde;
Yepyeni giysilerinle, ayakkabı ve çoraplarını
Koydun mu, baş ucunda duran koltuğa…
Okul çantanı, renkli kalemlerini,
Silgini, kalemtıraşını, kalem kutularını
Hazine gibi sahiplendin mi?
Hiç yazılmamış defterlerinin yahut kitaplarının
Kokusunu içine sindirdin mi?
Bembeyaz yakalarının,
Mendillerinin neşesini yaşadın mı?
Öğretmenim derken;
Yüreğin ağzına gelir miydi, sevgiden saygıdan…
Ay yıldızlı kırmızı bayrağın dalgalanışını,
En güzel manzaraymış gibi yerleştirdin mi anılarına?
Gözlerin yaşarır mıydı İstiklal Marşı okunurken?
Dünyanın en büyük insanıymışsın gibi,
Başın dimdik, yanakların al al
Yürüdün mü gururla,
Ayaklarını rap rap vurarak resmi geçitlerde…
Yaprakların mücevher gibi
Rengarenk olduğu son baharda;
Bütün bunların gizemli şaşkınlığıyla,
Ellerinde yıldız çiçekleri, krizantemler
Atatürk anıtına gittin mi sunmak için,
Gözyaşların yanaklarını ıslatarak…
Camilerden yükselen ezan sesleriyle duraladın
mı?
Köşesinde sessizce tespihini çeken
Vakti gelince namazını kılan, nur yüzlü ninen;
Saçlarını okşar mıydı, masal anlatırken…
”Siz”, “efendim”, “paşam”, “sultanım”, “canım”,
“anneciğim”,
”Babacığım”, “amcam”, “dayım”, “yengeciğim”, “teyzeciğim”
”Okulum”, “memleketim”, “vatanım”, “evim” gibi;
Bütün bu Türkçe kelimeleri sevdiniz mi,
Doyumsuz bir şarkıyı sever gibi…
Bütün bunları korumak için çırpındınız mı
Yazarken konuşurken…
Yalandan, yalancıdan,
Yalana ödün verenlerden tiksindiniz mi?
”Evet” diyorsan bütün bunlara
Ölümcül yaraların var çocuğum, bu devirde…
28.11.1993 / Pazartesi
|