İHTİYAR
KADININ KIŞI
Umutlarımı vurdular..!
Gam yükümü almadılar sırtımdan…
Düşünemezler ki, acı çekmeden…
Kapalı kapının önünde,
Fikrediyorum işte…
Ne acılarımı unutuyorum..!
Ne mezarımı kazıyorum..!
İhtiyarlık bu işte!
Umutlarımı vurdular,
Kırık kanatlarımla,
Kuş ölüsüyüm sanki…
Ne yaparım, ne için, kim için;
Etrafımda rengârenk dolaşırlarken…
Neyi takip edeyim, bu acı sessizlikte…
Pes mi edeyim yani,
Umutlarımı vurdular diye,
Böyle bir dünyada..!
İşte ihtiyarlık,
Terk edilmenin kısa adı…
İhtiyarlık bir yük,
Sırtlandım gidiyorum,
Yokuş aşağı,
Zavallı dikenleri gülümün…
Modern olamadım,
İstenmediğim yerlere gidecek kadar…
Halbuki oralarda sıcak odalar,
Neşeli çocuk sesleri vardır…
Dışarıda mevsimin ilk karı yağıyor…
Odam soğuk mu soğuk, ısıtamıyorum…
Kışın ilk günleri, şiddetle kapımda,
Yalnız yaşlılığın,
İlk günleri gibi…
Battaniyeme sarılarak oturuyorum…
Bütün yollar kapandı,
Bütün köprüler yıkıldı gönlümde…
Yarın çok geç olabilir,
Hayatta kalmak için…
Öylesine bakıyorum bomboş,
Televizyon ekranlarına aptallaşarak…
Defnenin dalları pencereme çarpıyor,
Yalnız değilsin der gibi
19.12.1998 Çarşamba
Çiftehavuzlar |