BİR
GÜZELLEME Ölüm, ikinci prens!
En güzel yangını gül kokularının.
Ağrıların dönümü,
Hayatın gülüşüdür o, zaman ötesinde…
Çağrılar sunar canlara
Işıklar ülkesinden aşk adına…
Gölgesinde bütün saatler durur
Tuzlu sular serpilir yıldızlardan…
Rahmet olur,
Kopkoyu, sırlı derin yeşilde
Buluştuğumuz an…
Büyük kapıların ardında tanıdım o şiiri…
Sonsuzluğa kayıp gitmekten
Şimşek çarpmış gibi
Yahut bin yıldırımla erimiş…
Nasıl dayansın topraktan giysilerimiz?
Ah! Yasakladılar beni
Tutsak ettiler, gecenin gündüzün tekrarına…
Bu kubbenin altındayken
Bütün körler uykuda.
Senin kucağındayız prensim
Çocukluk günleri
Genç türküleri sen alıp götürdün.
Bütün aşkları devşirdiğin canlardan…
Seni soluyoruz her an yanarak.
Şefkatli elin kısaltıyor mühleti.
Azametin ikinci prensiyle biz,
Ömür boyu küçük düğünlerdeyiz.
Nasıl da yoruldum biriktirdiğim sevinçlerden.
Rengârenk balonlarımın ipi koptu.
Bulutlara yükselip kayboldu.
Hepsine hasret şarkıları yüklemiştim.
Limandan kalkmadan son gemiye…
Ne yapsak faydasız, bütün körler uykuda…
Bu diyarda sıkışıp kaldım:
Kucak kucağa ağarken,
Yokluğa varlığımız…
Göz yaşlarıyla
Ölümün kadehinden, şerefe
Birlikte içiyoruz hayatı…
Kelimeler arkamızda kalıyor bir bir,
En güzel mânaya kavuşurken gözlerimiz…
Arnavutköy
|