Gezmeye
Giden Güzellik
Benim gezmeye giden güzelliğim,
Uzun kış uykularında,
Derinlerde yüzen düşüncemde,
Yapayalnız kodun beni,
Hiçbir şey dilemeden…
Devinen gece ile gündüzü,
Öylece yaşar oldum…
Deniz kıyısındaki bahçemde,
Çıplak fidan dalları arasından,
Uzak yol gemilerine bakardım…
Körfeze demirleyen,
Çocuk gülüşleri sızıntısında,
Kalın duvarlardan kış ortasında…
Küçük Japon elma çiçeği
Pespembe,
Sisin denize indiği günlerde,
Seni anımsıyorum güzelliğim…
Bende konakladığın demleri,
Aydınlığını arıyorum düşlerimde…
Eğri köprülerin altından geçerek,
Bahşişler dağıtıyorum,
Meyhane kapılarında,
Son kuruşlarımdan…
Kekeliyerek yabancılara,
Senden haber soruyorum…
Sen, oluşturduğum yerde misin?
Bir makas alıp,
Kesmiştim denizi,
Solgun güneşi
Ve sarı kayıklı balıkçısıyla;
Senin duvarına çivilemek için
Güzelliğim…
Pas tutmuş mavnaların yanında,
Konaklıyordum öylece…
Kafam midye bağlamış tekneleri
Denerken ezildi zaten…
Çocuklar dikkatsizdi o zaman…
Kollarını kıvırmadan dayanıyorlardı demirlere…
Çok tehlikeliydi sayı saymak…
Avazımız çıktığı kadar bağırıyorduk..!
Karşı sahiller bile duymuştur sesimizi…
Ama kimseye anlatamıyorduk,
Parmaklarım kesilmişti,
Dragonyaların zehirli başlarını ezerken…
Amma da acımasız vurduk…
Vahşi bir zevk kıpırdadı içimizden.
Belki de şehvettendi,
On bin yıldan arta kalan…
Sen hâlâ orada olsaydın,
Bu benim umudum…
Şerefelerde kandiller yanarken;
Adanmış yasinlerle,
Gündüz ışığını böyle çekti Tanrı,
Düşlerle geceyi bezeyelim diye…
Görüyorsun ki meşgulüm,
Anlamsızlığın içinde…
Kaç vaktim var böylece?
Sen oluşturduğum yerde ol,
Olmazsan korkuyorum..!
|