-XXXIV-
Ebemkuşağı üstünde
Oturmuştum,
Kendimce mırıldanırken…
Bir çığlık gibi büyüdü,
Gönlümde sevinç…
Yanı başımdaki bulutta,
Görünce seni…
Bir zamanlar;
Küçücük bir kızken,
Perde aralığından sızan,
Öğle güneşiyle oynardım…
Mini minnacık tozlar,
Havada yüzerken yukarı doğru,
Boyardım altın pırıltısına parmaklarımı,
Avuçlarıma ışık doldururdum…
Işığın öğretisi
Şu oldu aklımda kalan;
Pisliği de aydınlattı,
Gül bahçelerini de
Ne pisliğe bulandı
Ne gül kokusuna.
Değeri hep aynı kaldı…
|