IŞIK SÜKAN KİM

1936’da Beyoğlu Alman Hastanesinde, çok köklü, eski bir İstanbul ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Okuma yazmayı öğrendiği tarih bilinmiyor. Altı yaşında ilkokula başladı. Yedi yaşında Homeros’u bitirdi. Ondan sonra Fransız edebiyatı ve Rus edebiyatının çok önemli eserlerini okudu. On yaşında Hayat ansiklopedilerini bitirdi. On bir yaşında Yunan edebiyatını iyice tanımlamıştı.
On yaşında, Muzaffer Sarı Sözen’in kurduğu yurttan sesler korosuna katıldı. Âşık Veysel, Muzaffer Akgün, Neriman Altındağ gibi önemli sanatçılarla çalıştı. Yine aynı sıralardan Cüneyt Gökçer, Suat Taşer gibi değerli tiyatro sanatçılarıyla, Kurtuluş Savaşını canlandıran tiyatro oyununda rol aldı. Milli Şef İnönü ve zamanın önemli simâları, bu oyunda, seyirci olarak bulunuyorlardı.

On iki yaşında Saip Egüz yönetiminde mandolin orkestrası eşliğinde, gitarıyla Sigoyner Vayzer’i seslendirerek Ankara Radyosunda konser verdi. Halil Bedii Yönetken, Mesut Cemil gibi büyük müzisyenlerden hararetli tebrikler aldı. Solfej ve batı müziği hocası, sayısız ödül sahibi olan, sinema müziği bestekârı Nedim Otyam’dır.

Bir iki sene sonra yaptığı resimlerle dikkat çeken sanatçı, harika çocuk kabul edilerek Paris’e gönderilmek istendi ise de annesi izin vermediği için, bu proje gerçekleşmedi.

Ankara Kız Lisesi’ni bitirince, ailesi İstanbul’a döndü. Güzel Sanatlar Akademisi Resim bölümünü ve mimari bölümünü kazanan sanatçı, aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesini de kazanınca hukuku tercih etti. Ve aynı anda, gene İstanbul Üniversitesi İktisat fakültesine bağlı Gazetecilik Yüksek Enstitüsüne de devam ederken, Babıali’de gazeteci olarak, Faruk Gürtunca’nın gazetesinde çalışmalarına başladı. “Mehmet” mahlâsını kullanarak kendisine verilen köşede ilmi makaleler neşretti. Bu arada, “Türk Milli Konservatuarları Kurulmalıdır” başlığı altında, çok kapsamlı bir röportaj serisi başlattı. Peyami Safa ile olan söyleşisinde, sayın yazar bu fikre karşı çıktığı için, onunla ciddi münakaşalara girmiştir. Teknik Üniversite Türk musikisi konservatuarı, bu röportajların akabinde kurulmuştur.

Avukat olduktan sonra, kriminoloji bölümünü seçtiği için yoğun olarak ağır ceza davalarında ün yaptığı halde, davet üzerine Ankara Süt Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğünde, eski Büyük Millet Meclisi başkan Yardımcısı Asım Yılmaz Beyin yanında hukuk müşaviri olarak; İstanbul, İzmir, Adana süt fabrikalarının kurulmasında ciddi çalışmalar yapmıştır. Daha sonra Milletler Arası Pisi Teşkilatına üye olan Sağlık İşçileri Sendikası Baş Hukuk Müşaviri olarak, Türk İş’e bağlı beş yüz sendikanın hukukçularının ittifakla seçilmesi üzerine, Büyük Millet Meclisinde Türk işçi hakları üzerine kanun teklifleri hazırlamakla görevlendirilmiştir. Akabinde Deprem İcra Heyeti Hukuk Müşavirliği yapmış, daha sonra Afet İşleri Genel Müdür Yardımcılığı ve Genel Müdür Müşavirliğine atanmıştır. Bu esnada aynı zamanda resim çalışmalarına da hız vermiş, merkezi Paris’te olan Union Feminine Artistic é Culturel adındaki beynelmilel federasyona Türkiye’yi üye yapmış, Sayın sanatçı Sühendan Fırat’la memleketimize yeni bir altın madalya kazandırmıştır. Özgün ve yeni bir sanat ekolü kurarak, plastik sanatçılar ansiklopedisin de yer almıştır.

Avukatlığının beşinci yılında, akademi profesörlerinin olurundan geçen resimlerini, Galeri Oran’da sergilemiştir. Açılışa çok ünlü şair, yazar ve ressamlar şeref vermişlerdir. Eşref Üren, Abidin Elderoğlu, İbrahim Balaban, Halide Nusret Zorlutuna, Işın Öksüz, Pınar Kür, İsmet Kür, Mustafa Ekmekçi vs.
Üniversite yıllarında, İstanbul’un Fethi Derneğinde, Nihat Sami Banarlı, Yahya Kemal Beyatlı, Reşat Ekrem Koçu, Abdülhak Şinasi Hisar, Erkem Ayverdi’nin oluşturduğu guruba şerik olarak katılmış, çok ciddi kültürel çalışmalar yapmıştır. Çok değerli Türk şairi Yahya Kemal Bey’in irtihalinden sonra, Nihat Sami Banarlı ile Park Otele birlikte giderek şairin terekesini toplamıştır. Ve yine birlikte başbakan yardımcısı Alpaslan Türkeş’in emriyle tahsis edilen, Yeniçeriler Caddesindeki Kubbe Altı Binasında, şairin adıyla anılan Yahya Kemal Beyatlı Müzesinin kuruluşunda yardımcı olmak şerefine nail olmuştur. Oxford Üniversitesiyle kültürel anlaşma yapıldıktan sonra kurulan Kubbe Altı, müdürü Nihat Sami; İstanbul şivesini en iyi konuşan kişi olarak, sanatçının konuşmalarını banda alıp, Türkçenin en iyi örneği olarak Oxford’da göndermiştir. O sıralarda Prens Kardu, Altın Kalem masalı isminde iki cilt çocuk kitabı Maarif Kitabevi tarafından basılmış, Milliyet Gazetesi tarafından “çocuk edebiyatının en iyi örnekleri” olarak değerlendirilmiştir.

Bu yıllara tekaddüm eden zamanlarda, artık çok yaşlanmış olan İstanbul Hanımefendilerinin ki, onların çoğu sanatçının yakın ve uzak akrabalarından oluşuyordu. Işık Hanım, kendilerini sık sık ziyaret ederek, Osmanlı’nın son dönemlerindeki hayatın nasıl olduğunu, gençliklerinde nasıl yaşadıklarını, nasıl eğlendiklerini sorgulamış ve çok ciddi notlar almıştır. Bugün eski İstanbul folklorunu tespit etmek artık çok güç hale gelmiştir.

İşte Asitane Efsaneleri, (Asitane:İstanbul) bu çalışmaların, özgün mahsulü olarak ortaya çıkmıştır.

Dünyadaki çevre kirliliğinin senelerce evvel bilincine varan sanatçı, dünya bilim adamlarının, doğa sevdalı çevrecilerin ikazlarına rağmen duyarsız kalan dünyaya, karınca kararınca düşüncesiyle, kurduğu Oluşumculuk ekolüne rağmen, gezegenimizin güzelliklerini vurgulamak ve insanların farkındalıklarını uyarmak adına Ankara Vakıfbank Galerisinde son sergisini açmış ve büyük başarı kazanmıştır.

   
     
-- Sorularınız --
 
 
 

 


© 2005 Işık Sükan - Her Hakkı Saklıdır. İzin almadan çoğaltılamaz ve kopyalanamaz.
Bu site bir Bora Döken tasarımıdır.